1934’de ka­dı­na seçme hakkı değil, se­çil­me hakkı da ve­ril­miş­tir. 2018 yılı se­çim­le­rin­de Tür­ki­ye’de kadın yurt­ta­şın se­çil­me hakkı gasp edil­miş­tir.
Tür­ki­ye’de kadın yurt­taş 1930 yı­lın­da be­le­di­ye se­çim­le­rin­de, 1933 yı­lın­da muh­tar  se­çim­le­rin­de,  5 Ara­lık 1934’ te ise mil­let­ve­ki­li seçme ve se­çil­me hak­kı­nı al­mış­tır. Tür­ki­ye, İtalya ve Fran­sa’dan 11, Bel­çi­ka’dan 14, İsviç­re’den 36 yıl önce kadın yurt­ta­şı­na seçme ve se­çil­me hakkı veren dün­ya­nın  2. ül­ke­siy­ken 2018’de 133.  sı­ra­da­dır.
2018 yı­lı­nın 24 Ha­zi­ran se­çim­le­ri­ne yedi parti ka­tıl­mak­ta, % 50’lik kadın aday oranı bu­lun­mak­ta­dır. Bu oranı HDP % 36,7, Vatan Par­ti­si  % 25, İyi Parti % 25, AKP % 21, CHP % 22,8, SP % 13,  MHP %11,5 ola­rak kul­lan­mak­ta­dır.
Yedi par­ti­nin aday­la­rı­nın % 21′ ini kadın aday­lar oluş­tur­mak­ta­dır. Yani 4200 aday­dan 931’i ka­dın­dır. Bu kadar az bir oran yet­mez gibi kadın aday­la­rın ancak % 5’i  ve 49 ilde ilk sı­ra­dan aday gös­te­ril­miş­tir.  Sı­ra­la­ma­da da cam­baz­lık­lar ya­pı­la­rak se­çil­me­le­ri­ne bir engel daha kon­mak­ta­dır. Bütün bu is­ta­tis­tik­ler sonuç ola­rak şunu işa­ret eder;  Kü­re­sel Cin­si­yet Uçu­ru­mun­da 144 ülke için­de Tür­ki­ye 131. sı­ra­da­dır.
1935 se­çim­le­rin­de 395 ve­ki­lin 18’i kadın iken sayı gi­de­rek azal­mış 1950 yı­lın­da 487 ve­ki­lin yal­nız­ca üçü kadın ola­bil­miş­tir. 1999 se­çim­le­rin­de 550 ve­ki­lin 22’si kadın ola­bil­miş­tir. 2015 se­çim­le­ri­ne ge­lin­di­ğin­de 550 ve­ki­lin 81 kadın (% 14,7) ve­kil­dir. Bu oran­la­ra ba­kıl­dı­ğın­da  24 Ha­zi­ran se­çi­min­den sonra ka­bi­ne­de bir ya da iki ba­kan­lık ve­ri­lir­se biz kadın yurt­taş­lar se­vi­ne­ce­ğiz(!)
Çok açık­tır ki kadın yurt­taş­lar erkek yurt­taş­la­rın ik­ti­dar ola­bil­me­le­ri için ça­lış­tı­rı­lıp sonra bir ke­na­ra itil­dik­le­rin­de çağ­daş, ço­ğul­cu, ka­tı­lım­cı ve de­mok­ra­tik bir top­lum­dan söz edi­le­mez. Top­lu­mun  par­la­men­to­sun­da ka­dı­nı gör­mez­den gel­me­nin, ka­dı­na engel ol­ma­nın be­de­li ağır ola­cak­tır.  İnsan hak­la­rı­na top­lum men­fa­at­le­ri­ne ay­kı­rı olan bu dü­zen­le­me­le­rin 21. yüz­yıl­da artık de­ğiş­me­si zo­run­lu­dur. Bu tutum devam et­ti­ği sü­re­ce, top­lum­da ay­rış­ma­lar gi­de­rek ar­ta­cak, sal­dır­gan, maço, er­kek­si üslup bit­me­yecek, barış hiç­bir zaman ko­nu­şu­la­ma­ya­cak­tır.  Ça­tış­ma­la­rın uz­laş­ma­ya ev­ri­le­bil­me­si, kamu gü­ven­li­ği­nin tek­rar sağ­lan­ma­sı, ka­dı­nın insan ola­rak ya­şam­sal hak­la­rı­nı elin­den alan da­yat­ma­cı ya­sa­lar­la değil, ka­dı­nın biz­zat yasa ya­pı­cı­la­rın için­de ol­ma­sıy­la sağ­la­na­bi­lir.
Her gün üzün­tü ve utanç­la iz­le­nen ka­dı­na yö­ne­lik erkek şid­de­ti­nin yal­nız­ca dayak, te­ca­vüz ve ci­na­yet­ler­le ol­ma­dı­ğı ka­dı­nın se­çil­me hak­kı­nın gasp edi­li­şi­nin de ka­dı­na yö­ne­lik  bir şid­det ol­du­ğu açık­tır. Bu çağda ka­dı­nı “ka­bur­ga ke­mi­ği­ne” dö­nüş­tür­mek is­te­yen erkek si­ya­se­ti­ne ses­le­ni­yo­ruz! Gö­re­vi­miz yal­nız­ca oy pu­su­la­sı­na damga bas­mak de­ğil­dir, kav­ga­la­rın, ay­rış­ma­la­rın, yok et­me­nin öz­ne­si er­ke­ğin dün­ya­sı ha­li­ne gelen par­la­men­to­ya gir­mek­tir. Bu en temel yurt­taş­lık hak­kı­mız­dır.  Biz ka­dın­lar Dün­ya­nın ve Tür­ki­ye’nin ya­rı­sı­yız ve 300 vekil ola­rak par­la­men­to­da olma hak­kı­mı­zı eli­miz­den alan si­ya­se­ti KABUL ETMİYORUZ!!!!!

Kategoriler: Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.